Cevat Akşit Hoca kaybettiğimiz zenginliği anlattı

Günümüz Ramazanlarının çok değiştini söyleyen Prof. Dr. Cevat Akşit, 'Eskiden zenginler fakirler için sofra kurardı. Misafirsiz sofra olmazdı. Zenginlik bizi bencilleştirdi' diyor.

Cevat Akşit Hoca kaybettiğimiz zenginliği anlattı
GİRİŞ 21.07.2013 16:43 GÜNCELLEME 21.07.2013 17:31
Bu Habere 5 Yorum Yapılmış
ÖNEMLİ KONULAR

Yeni Şafak gazetesinden Büşra Sönmezışık Cevat Akşit Hoca'yla Ramazan dolayısıyla toplumun maneviyat dünyasını, eski ve şimdiki Ramazanların arasındaki farkı konuştu. Hoca ve cemaat ilişkisi üzerinde çarpıcı tespitler yapan Akşit Hoca, günümüzde insanların zenginleştikçe gönüllerinin fakirleştiğini söyledi.

Ramazan'ı diğer aylardan farklı kılan en önemli özelliği nedir?

Müslümanın her anı maneviyat dolu olmalı. İbadet yalnızca Ramazan'da değildir. Recep Allah'ın, Şaban Peygamberin ayıdır. Ramazan'ı ise Allah Müslümanlara tahsis etmiş. Mümin her zaman Allah'tan af dileyebilir. Ancak bütün bu ibadetler Ramazan gelince bu rahmet sınırsız oluyor. Ramazan'ın adı da oradan geliyor. 'Ramaz' temizlemek demektir. Allah'ın rahmeti insanların günahlarını temizliyor. Kur'an da bu ayda indi. Zaten Kur'an-ı Kerim başlı başına rahmettir. Bir de insanlara kalabalıkta bir şeyler yapmak daha kolay gelir. Kitle psikolojisidir bu. Ramazan'da ise herkes camiye gidiyor. Her yerde aynı şeyler söyleniyor. Bunlar insanı hazırlıyor. Ramazan'da yapılan ibadetin sevabı daha çok. Mesela zekât diğer günlerde de yapılabilen bir ibadet. Ama Ramazan'da verirseniz daha çok mükâfatlandırılıyorsunuz.

HEPİMİZİN EGOSU YÜKSELDİ

Ramazanlarımızda ne değişti?

Ülkemiz çok zenginleşti. Çocukluğumdaki şartları biliyorum. Eti kurbandan kurbanda gören insanımız vardı. Müslümanlık kardeşlik demek. 'Komşusu açken tok yatan bizden değildir' der Peygamberimiz. Benim çocukluğumda Ramazan gelince varlıklı aileler caminin yakınında mescitler olurdu. Isıtmak kolay olduğu için mescitte namaz kılardık. Ramazan geldiği zaman herkes evinden yemek getirirdi. Varlıklı aileler daha güzel ve çeşitli yemekler yaparlardı. Et görmemiş insanlar et görürdü. Fakirler gariban kesim yemesi içmesi için böyle bir adet vardı. Şimdi bunlar olmuyor. İmkânımız var ancak başkasını düşünmüyoruz.

Neden?

Bencilleştik. Bu bize batılılardan bulaştı. Tanzimat'tan bu yana batılılaşmanın etkisiyle bu hale geldik. Bencilleştik, egomuz yükseldi.

CAN DEĞİL MAL DAHA MÜHİM GELİYOR

Ramazan tam da bu eksikliklerimizi tamamlama ayı aslında...

Evet. Ancak Batılılaştıkça maddeciliğin esiri olduk. Para ve mal çok sevildi. Tabi ki manevi duygular batıya göre çok daha iyi. Düşenin elinden tutarız.

Peki ya kendi içimizde kıyas yaparsak?

Eski iftarlar kalktı maalesef. Eskiden misafirsiz sofraya oturulmazdı. Şehirlerde olmasa da Anadolu'da o gelenek hala devam ediyor. Hocam 'bir çorbamızı iç' diyorlar. Artık can o kadar mühim değil insanlar için. Mal daha mühim...

Sadece paradan mı etkileniyoruz?

Yok. Dini duygularım da değişme yaşanıyor. Genelge çıkarılmış zamanında 'Allah, peygamber, İslam, iman, ahlak' sözleri kullanılmayacak denmiş yani unutturulmuş. Din adamı yetiştirilmeyince de cahil adamlar piyasayı doldurmuş. 1950'den sonra Kur'an kursları ve imam hatipler yeniden açıldı. Fakat zaman içinde dini duygular törpülendi. Bir de şimdi televizyonlar ve gazeteler var. Dünyadan bütün haberleri artık rahatlıkla takip edebiliyorsunuz. Dünyadan haberdar olmak elbette iyi bir şey. Ancak bütün iyi kötü bilgiler evin içine giriyor. Eğer bilgiden de yoksunsan onlardan çok etkileniyorsun. Çünkü yeterince okuma yapılmıyor. Cahillik var.

O yüzden de kimin doğru kimin yanlış fetva verdiği bilinmiyor...

Hz. Ömer adaletiyle meşhurdur biliyorsunuz. Halifelik yaptığı dönemde camide hutbe okuyor. Üzerinde de bir kaftan var. O zamanlar yapılan savaşlardan alınan ganimetler halka taksim edilirdi. Kumaş dağıtılmış ancak kumaşın miktarı bir kaftan yapmaya yetmiyor. Hz. Ömer'inki ise o kumaştan yapılmış bir kaftan. Halktan biri kalkıp 'in aşağı! Sen Zalimsin, Çünkü devletin hak olarak dağıttığı yetmiyor. Kaftanın üçte birine denk geliyor. Ama sen tam bir kaftan giymişsin' diyor. Hz. Ömer hiç kızmıyor oğluna dönüp durumu anlatmasını istiyor. Oğlu Abdullah 'abim ve ben haklarımızı babama verdik' diyor. Vatandaş hakkını savunuyor. Bu çok önemli. Bizler konuşuyoruz, herkes dinliyor. Belki söylediklerim palavra? Hiç bunlar sorgulanmıyor çünkü okunmuyor.

RAMAZANDA MAYAMIZDA OLAN GÜN YÜZÜNE ÇIKIYOR

Ramazanın mucizevi bir tesiri olduğuna şahit oldunuz mu?

Millet olarak mayamız iman dolu. İslam ülkelerinin her yanını gezdim. Ama bizim milletimizin peygamberimize ve İslam'a bağlılığı hiçbir ülkede yok. Bizim insanımız camiye gelmese bile Kur'an okunurken sigara içmez. Camide uyumayız. İnsanımız saygılı. Görevim dolayısıyla Anadolu'yu dolaştım. İnsanlar farkında olmadan İslamiyet'i yaşıyorlar. Hayatımıza yerleşen deyimler var. Çünkü geleneklerine yerleşmiş. Milletimizin mayası ehlisünnet. Alkol kullanan biri bana telefon ediyor 'hocam, ben hiç camiye gitmem, her akşam içiyorum. Ama ben seni canımdan çok seviyorum' diyor. Ben ona göre ehlisünnet inancını dile getiriyorum. Ramazan'da böyle gelip giden insan çoktur. Bu ay mayasında var olan şeyi gün yüzüne çıkarıyor. Ramazanın insan üzerinde böyle bir tesiri var.

EN ÇOK NEFSİMİZDEN İMTİHAN OLUYORUZ

Bir ay boyunca şeytanın bağlandığına dair bir hadis var...

Ramazanda da cinayet işleniyor, yalan söyleniyor. Şeytan bağlansaydı bunlar niye olurdu diyenler var. Âlimlerden bazıları 'şeytanların amirleri bağlanır' derler. Diğerleri iş görür. Şeytan bizi en çok nefsimizden aldatır. Oruç tutan adam nefsini idare altına alır. Vicdanın sesini çok nefsini doyuran kişi duyamaz hale gelir. Beyin uyur.

Sizin Ramazanız nasıl?

Bizim ailenin en az bin yıllık bir medrese geçmişi var. Dindar bir aileden geliyorum. Hatırlıyorum ilkokula giderken boyum kadar kar olurdu yerlerde. Annem 'namaza gidersen mermere yazılıyor sevabın' diye teşvik ederdi. Hocalar sülalesiydik. Evlerde iftarlar verilir birbirilerimize giderdik. Amerika'da ve Avrupa'da Ramazanlar çok buruk geçiyor. Ezan sesi yok. Kimse kimseyi ziyaret etmiyor. Orada ezanın kıymetini öğrendim. Uzun zamandır sohbet veriyorum. Bunu para için yapmıyorum bu bizim aile geleneğimiz. Babam çiftçilik yapmış müderris ama molla okutmuş. Bizim sistemimiz bu.

HOCALAR 'BİLMİYORUM' DEMEYİ BİLMELİ

Hocaların durumunu nasıl peki?

En büyük sorumluluk hocalarda. Peygamber ve Kur'an adına konuşuyoruz, peygamberi de istismar etmiş oluyoruz. Bilmeden işkembeden atarsak bizden bunun hesabı sorulur mahşerde. Vatandaş soru soruyor fakat karşısındaki bilmiyor, bilmiyorum demek yerine yalan yanlış konuşuyor. 'Bilmiyorum' demek mühimdir.

'Bilmiyorum' diyen de pek yok...

Çünkü nefsine ağır geliyor 'bilmiyorum' demek. Vatandaş da okuma zahmetine girmiyor. Ne söylenirse 'tamam' diyor. Okuyup araştırmanız lazım. 'Annem ve babam hacıydı' diyerek söze başlıyorlar. Halbuki onların hocalığı veya hacılığı seni kurtarmaz. İlim adamında da vatandaşta da böyle bir anlayış var. Okumak zorundayız okumazsak dinimizi koruyamayız.

Sizin vaaz üslubunuz sade ve doğal. Bunu özellikle mi yapıyorsunuz?

Herkese kapasitesi ölçüsünde alabildiği kadarıyla konuşmanız gerekiyor. Ben köy çocuğum o yüzden o dil ile konuşuyorum. Hoşlarına da gidiyor. Hiç değişmem. Maraş'ta konferans verdim. Beni çok sevdiler. Caddeler doldu. Güldüre güldüre sohbet veriyorum. Kitleye hitap etmek zordur. En kıt anlayışı olana göre konuşuyorum. Hem akıllı olacaksın, kabiliyetin ve bilgin olacak ve de halkla diyalog kurmasını bileceksin. Okumayınca ilim geriler. Cemaat aynı şeyler söylendiğinde bıkıyor. Okuyup sürekli kendini yenileyeceksin.

ORUÇ TUTAN DA TUTMAYAN DA BİRBİRİNE SAYGILI OLMALI

Kendimiz için ne yapmalıyız peki?

Vatandaş da kabahatli. Çünkü hoca ne söylerse kabul ediyor. Kitap okumuyor. O yüzden itiraz etmiyor. İki tarafta da kabahat var. Bildiğimizi öğretmekle yükümlüyüz. Her Müslüman kendi bildiğini diğerine öğretmekle yükümlü. Bunu yerine getirmiyoruz. Bu sadece hocaların da görevi değil. Bizim de görevimiz. Mesela; Ramazan ayı Müslümanların oruç ayı. O yüzden oruç tutmayanların oruçlulara karşı saygılı olması edeptendir. Biz de oruç tutamayanlara karşı saygımızı esirgemememiz gerekiyor. İnsanlık bunu gerektirir.

YORUMLAR 5
  • GÖKHAN ARSLAN 12 yıl önce Şikayet Et
    kıymetli hocam Allah senden razı olsun.... ellerinden öpüyorum güler yüzlü değerli hocam iyi ki senin gibi kıymetli hocalarımız var..
    Cevapla
  • İbrahim Onat 12 yıl önce Şikayet Et
    Şikayet ediyoruz ama.... Şikayet ettiğimiz konular hükümetin temel ideolijisi olan neoliberalizmin yan etkileri maalesef. Liberalizm, kişisel bencillik vasıtaysıyla bireylerin gelişirken toplumu da geliştireceğini ve devletin bu noktada görülmez bir yapı olarak hiçbir işe karışmaması gerektiğini söyler. Rekabet, bireysellik, kar maksimizasyonu vs. ön plandadır. Zenginlerin daha zengin olması ile, paranın merkezileşerek belli kesimde toplanması, gelir adaletsizliği vs.. liberal polittikaların sonuçlarıdır. Neoliberalizmin sosyal alanda ahlaki tezahürü İslami ilkelerimizle taban tabana zıttır. Ne yazık ki Ak Parti, İslamın paylaşımcı, adil, dengeli hayat prensipleri yerine neoliberalizmin bencil, doymayan, acımasız rekabeti ve rakamlarla yatay düzlemde sürekli büyümeyi hedef alan, elitist politikalarını düstur edinmiştir.
    Cevapla
  • the ihtiyar 12 yıl önce Şikayet Et
    hocamın tespitleri güzel ama. ben farklı düşünüyorum para çok ama çok önemli herkes bir yarışta insanlar bilinçaltında farklı şeyler düşünüyorlar ama konuşurken farklı şeyler söyleniyor parasız adamı hor görürüz hakir görürüz işe yaramaz görürüz buna bende dahilim zengine değer veririz insan yerine koyarız sözüne itibar ederiz madem böyle o zaman herkes kendi yağında kavrulsun demek düşüyor insana zaten ahirette sorulacak herkese teker teker dinin bize ihtiyacı yok bizim dine ihtiyacımız var istenilen durum olması gereken durum farklı hayallerimizde ki durum dünya farklı ama bir reel bir durum var şu anda yaşadığımız bir durum var buda apayrı fakir olan fırsat eline geçince egosunu tatmin etme derdine düşer zengin olan da kendini üstün görür fakire acır sonrada kendisi fakir olunca yaşadığı psikolojiyi kaldıramaz tabi ne diyeyim karıştırdık biraz sanırım anlayan anlar demek istediğimi:)
    Cevapla
  • Fatih ışık 12 yıl önce Şikayet Et
    Akşit Hocam. Hocamın Tespitleri gerçekten mükemmel.
    Cevapla
  • yilmaz 12 yıl önce Şikayet Et
    Muhtesem hoca Aksit hoca.. Cok seviyorum hoca efendiyi gecen Ömer döngeloglunun ve Dursun ali erzincanlinin sundugu sahur programina katilmisti ne güzel konusmustu.ALLAH razi olsun hocamizdan cok seviyorum onu ellerinden öperim sevgiler selamlar saygilar.Hani diyor´ya avrupa´da Ramazan´lar buruk geciyor aynen öyle Ezan sesi yok.
    Cevapla