Peygamberimiz buyuruyor ki:
Allah'ın Resûlü'nün iki müezzini vardı: Bilâl ve İbn-i Ümm-i Mektüm. Resûl-i Ekrem:
"Bilâl gece ortasında ezan okur, buna göre daha vakit vardır. İbn-i Mektüm ezan okuyuncaya kadar yiyiniz." buyurdu.
Râvî şöyle demiştir:
Bu iki müezzinin ezan okuyuşu arasındaki vakit, birisi inip, diğeri çıkıncaya kadar geçen zamandır.
BUHÂRİ VE MÜSLİM-İbn-i Ömer-
Kebir
Mutlak büyük
Cenab-ı Hak buyuruyor:
"O, gaybı da, müsahede edileni de bilendir. Pek büyüktür, yücedir." (Ra'd, 9)
"Doğrusu Allah Yücedir, büyüktür." (Nisa, 34)
"Gerçekten Allah, Yücedir, büyüktür." (Hacc, 62)
"Şüphesiz Allah, Yücedir, büyüktür." (Lokman, 30)
"O, çok Yücedir, çok büyüktür." (Sebe, 23)
"Artık hüküm, Yüce, büyük olan Allah'ındır." (Mumin, 12)
O, her şey kendisinden daha küçük olan ve hiçbir şekilde, hiçbir çerçeveye sığdırılamayan tek ve biricik büyüktür.
Mevla'nın büyüklüğü hudutsuzdur. Kendisinden başka O'nu bilen kimse yoktur. O'nun büyüklüğünü anlayamayız. Ancak yarattığı şeylerin ne kadar büyük olduğunu düşünürsek O'nun büyüklüğünü anlamış oluruz.
Kebir, büyüklük sahibi demektir. Büyüklük, zatın kemale kavuşmasından ve varlığının mükemmel oluşundan ibarettir. Bu yalnız Allah için geçerlidir.
Bu sıfat mutlak olarak sadece Allah'a mahsustur. Yaratıklar için sadece mecazi olarak kullanılabilir.